Mektup yazan Adnan Oktar'ın kurduğu cümleler kavga çıkarır

Abdülkadir Selvi'ye cezaevinden mektup gönderen Adnan Oktar, Cübbeli Ahmet gibi bir görünümle tebliği yapılamayacağını söyledi

“Suç örgütü” soruşturması kapsamında cezaevine bulunan Adnan Oktar, kamuoyunca Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’yü eleştirdi. Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi'ye cezaevinden mektup gönderen Oktar, Cübbeli Ahmet gibi bir görünümle tebliğin mümkün olmadığını ifade etti.

"Adnan Hoca’nın masonluğu ve kediciklerin örtünmesi" başlığıyla bir yazı kaleme alan Selvi, Adnan Oktar'ın gündemden düştüğünü ama ilgi alanından çıkmadığını söyledi.

“Eğlencenin meraklısı değilim”

Selvi, Oktar’ın her defasında dekolte kıyafetli ‘kedicik’leriyle TV ekranında yaptığı dansları gündeme getirdiğini, kendisinin ısrarla Peygamberin ya da İslam âlimlerinin hayatında böyle bir şey olup olmadığını sorduğunu, Adnan Oktar’ın “Müziğin, dansın, eğlencenin meraklısı değilim” dediğini yazdı.

Neden bu yolu tercih etti?

Adnan Oktar’ın diskolardaki, pub’lardaki, plajlardaki insanlara yaklaşmak için dans, müzik ve eğlenceyi tercih ettiklerini söylediğini belirten Selvi, Oktar’ın Cübbeli Ahmet’e de bir taş attığını, 'Cübbeli Ahmet gibi bir görünümle tebliğ mümkün değil' dediğini, Cübbeli Ahmet’in Ahmet Hakan’la girdiği “öpüşme” polemiğine ara verip, bu açıklamaya bir cevap vermesi gerektiğini ifade etti.

“Kuran-ı Kerim’de başörtüsü diye bir şey yoktur”

Daha önce Adnan Oktar’ın tesettürü “bikini bölgesi” olarak tarif ettiğini aktardığını hatırlatan Selvi, zaten ‘kedicik’lerin kıyafetinin de bu tarifi doğruladığını, mektubunda da bu konuya geniş yer ayırdığını, “Kuran-ı Kerim’de başörtüsü diye bir şey yoktur, çarşaf vardır” dediğini belirtti.

Selvi, “Madem Kuran-ı Kerim’de çarşaf deniliyor, o zaman ‘kedicik’leri niye çarşafa sokmuyorsun?” sorusuyla yazısına son verdi.