Hangi doğum daha sağlıklı?

Uzmanlar yapılan araştırmalar ışığında normal doğum ile sezaryenle doğum için açıklık getirdi.

Dünya çapında sezaryenle yapılan doğumda büyük bir artış olduğu gözlenmiştir. Yapılan son araştırmalara göre ise Batı Avrupa’da meydana gelen doğumların yüzde 25 gibi bir oranı sezaryenle gerçekleşmektedir, bu oran Kuzey Amerika’da ise yüzde 32 iken Güney Amerika’da yüzde 41 rakamına denk gelmektedir. Uzmanlar yapılan yeni araştırmalara karşı temkinli bir tavır almaktadırlar.

Yapılan çalışmaya göre 3 ana sonuca odaklanılmaktadır bunlar annede idrar kaçırma sorunları, çocukta astım ve bir sonraki hamileliklerde bebek ölümü. Vajinal doğum ile sezaryenle doğum karşılaştırıldığında sezaryende vajinal sarkma ve idrar kaçırma sorunları ihtimali azalmaktadır. Ancak sezaryen doğum ile dünyaya gelen çocuklarda ise astıma yakalanma riski artmaktadır.

İdrar kaçırma korkusu

Yaklaşan doğumla ile birlikte anne adaylarının güvenli bir sezaryen geçirme beklentisi artmaktadır. Genellikle bu yöntemin tercih edilme nedeni kadınlarda oluşabilecek idrar kaçırma sorunun olmasının önüne geçmektir. Bu bilginin halk arasında, doğum dergilerinde ve sosyal medya da yer alıyor olması bu doğum yönteminin tercih edilmesini de yüksek oranda artırmaktadır.

Kadınlar idrar kaçırma sorunun nedenli utanç verici ve rahatsız edici olduğunun farkındadırlar. Ancak tüm bu bulgulara rağmen bu rahatsızlık idare edilebilir, tedavi edilebilir ve hayati risk taşımayan bir sorundur.

Tüm bunlara rağmen sezaryenle ilişkilendirilerek hayati önem taşıyan risklerde bulunmaktadır. Ölü ve düşük doğumla birlikte plesanta sorunları gibi ciddi problemlerdir.

Sezaryenle gerçekleşen doğum çocukları da etkilemektedir ve vajinal doğuma göre çocukların astım, obezite olma risklerinde ciddi bir artış görülebilmektedir.

Riskler tam değil

Yine riskleri karşılaştırıyorken ölümlü doğum ile idrar kaçırma sorunları aynı değildir. Uzmanlar her iki doğum için tüm risklerin farkındadırlar ve hastalarına bu süreçte yardımcı olmaları gerekmektedir.

Hamilelik sürecinde riskleri dengelemek doktorlar için hem eğitsel hem de etik bit görevdir. Hastalar bilgilendirilirken tüm risk faktörleri hakkında bilgi vermek gerekir ve değerlendirme yapılırken bu bilgiler ışığında ilerlemek gerekmektedir.