Trump döneminde Ankara-Washington ilişkileri nasıl olacak?

Donald Trump'ın ABD'nin 45. Başkanı olmasıyla Türkiye-ABD yeni dönem ilişkileri de gündeme geldi. Uzmanlar Trump'la Ankara-Washington yönetimi ilişkilerini ele aldı.

ABD'de Cumhuriyetçi aday Donald Trump'ın güçlü rakibi Hillary Clinton'u geride bırakarak başkanlık seçimlerini kazanmasını Türkiye açısından değerlendiren uzmanlar, bunun, Ankara-Washington yönetimleri arasında güven bunalımının aşılması noktasında bir fırsat olabileceğini belirtti.

Clinton'ın seçilmesi halinde Obama yönetiminin dış politikadaki tavrının aynı şekilde devam edeceğine ve bunun Ortadoğu'daki meselelerin daha da içinden çıkılmaz hale getirebileceğine işaret eden uzmanlar, Trump'a sorunların doğru anlatılması halinde Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkilerin bu yeni dönemde daha da iyi olabileceğinin altını çizdi.

Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, ABD medyasının kendi halkını yanlış okumasına ve çok sayıda çarpıtma habere rağmen ortaya çıkan bugünkü beklenmedik seçim sonucunun, iç ve dış politikada belirsizlikleri artırdığına dikkati çekti. Akgün, yeni yönetimin ABD'yi ve dünyayı nasıl yöneteceğine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu vurguladı.

Akgün, "Hilary Clinton seçilseydi, Obama politikasının devamı olacaktı. Obama döneminde dışişleri bakanlığı yapmış Clinton'ın kiminle çalışacağı belliydi. Trump'ın seçilmesini iyi ya da kötü olarak düşünmemek lazım. Belki de Ankara-Washington yönetimleri arasında son zamanlarda dibe vuran bu güven bunalımının aşılmasında bir başlangıç fırsatı olabilir. Zira en azından Clinton yönetiminden farklı olarak Trump yönetimi Ankara'yı daha ciddi bir şekilde dinleyecektir." diye konuştu.

"Trump'ın gelişi, Clinton'ın gelişinden daha kötü değil"

ABD'deki yeni yönetimle Suriye'nin geleceği, ABD ve PYD arasındaki ilişkinin neden Türkiye-ABD arasındaki ilişkiyi kötü etkilediği ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşısının iade sürecine ilişkin dosyanın yeniden anlatılması gerektiğini söyleyen Akgün, Washington yönetiminin başına Trump'ın gelişini, Clinton'ın gelmesi olasılığından daha kötü görmediğini ifade etti. Akgün, Trump'ın yeni oluşturacağı ekiple doğru bir temas kurulaması halinde Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkilerin bu yeni dönemde daha da iyi olabileceği değerlendirmesinde bulundu.

"Seçim sonuçları Amerikan sisteminin krizini göstermektedir"

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran, Trump'ın başkan seçilmesiyle ekonomik dengelerin değişeceğini söyledi. Duran, yeni başkanın ticaret anlaşmalarını gözden geçireceğini söylemesinin ve NATO'yu sorgulamış olmasının, AB açısından bir sıkıntı ve değişime sebep olabileceğini kaydetti.

ABD'deki seçim sonuçlarının, Amerikalıların dünyaya yaydıklarını iddia ettikleri bir takım değerlerin de krizi olduğunu belirten Duran, "Kadınlara, göçmenlere ve Müslümanlara karşı sert sözler söyleyen Trump'ın başkan seçilmiş olması, demokrasinin ne olduğu tartışmasını da ortaya çıkaracak." şeklinde konuştu.

"Devrim niteliğinde bir sonuç"

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney de ABD'de başkanlık seçimlerinde basının da aralarında olduğu büyük bir kitlenin Hillary Clinton'ı desteklenmesine rağmen seçimi Trump'ın kazanmasını "büyük bir başarı" ve "devrim niteliğinde bir sonuç" olarak yorumladı. Trump'ın kazanmasını, Türkiye açısından da değerlendiren Güney, şunları söyledi:

"Clinton'ın yönetime gelmesinden çok ürküyordum. Çünkü her ne kadar onu daha iyi tanısak da, son 8 senedir Ortadoğu'da yaşananların esas müsebbiblerinden biri de 2009 yılında dışişleri bakanı olarak kendisidir. Clinton'ın gelmesi halinde Obama'nın bıraktığı yerden Suriye ve Irak politikasını daha sert bir şekilde sürdüreceğini düşünüyordum. Bu bağlamda da zorlanacağımız aşikardı. Dolayısıyla bu sonuç Türkiye için nefes alma olabilir. Trump ile de ABD'nin dış politika konusundaki hassasiyetinde çok büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Ama Clinton'ı destekleyen gruplardan arındırılmış, yeni bir siyasetçiyle karşı karşıya olmak da yeni bir pazarlık aşamasının önünü açabilir."

AA