Serdar İnce: "İVA'nın farkı kaliteli yaşam alanlarını erişilebilir fiyatlarla sunmak"

İVA'nın Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnce İVA'nın farkını "doğru ve kaliteli tasarlanmış yaşam alanlarını ulaşılabilir fiyatlarla sunmak" olarak açıkladı.

İnşa ettiği projelerinde hızlı bir satış grafiği yakalayan İVA Yapı'nın Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnce, yakın dönemde 2 yeni projeye başlayacaklarının müjdesini verdi.

Konut sahibi olmak isteyenlere karlı bir yatırım fırsatının yanı sıra konforlu bir yaşamın kapılarını da aralayan İVA, gayrimenkul sektörüne yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. Genç, dinamik ve yenilikçi ekibiyle birlikte 2013 yılında sektöre giren İVA Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnce, İva Flats ve İva Suites'te satışları tamamladıklarını, İva Caspian Modern Ümraniye, İva Caspian Yeni Acıbadem ve Kağıthane projelerinde ise satışların tüm hızıyla devam ettiğini söyledi.

Bahçelievler ve Kağıthane'de hayata geçirecekleri iki yeni proje için kolları sıvadıklarını ifade eden Serdar İnce, şirketini ve gelecek planlarını anlattı.

Neden inşaat?

32 yaşındayım. Kendimi bildim bileli insanların yaşadıkları kentle kurdukları ilişki biçimleri ilgimi çekmiştir. İçinde yaşadığım mekanı dönüştürmek ve yeniden inşa etmek benim için hep bir tutku oldu diyebilirim. Bugün dönüp geçmişe baktığımda, insan-mekan ilişkisine olan bu ilgimin insanlara yeni hayatlar ve imkanlar sunma arzusu ile ilgili olduğuna kanaat getirdim.

Eğitiminiz nedir?

Bu mekana ve insana dair olan ilgimden dolayı Mimar Sinan Üniversitesi'nde sosyoloji okumaya yöneldim çünkü bu disiplinin beni sezgilerimin ötesine taşıyacağına ve toplumsal hayata ve mekana dair bana daha derinlikli bir bakış açısı katacağına inandım. Beklediğim gibi de oldu. İstanbul gibi hızla büyüyen ve her gün değişen devasa bir şehri anlamak bakımından sosyoloji bana çok şey kazandırdı.

Bunun dışında bütün öğrenimim boyunca inşaat endüstrisi başta olmak üzere çeşitli sektörlerde farklı pozisyonlarda çalıştım. Uzun bir süre mimarlık ve proje geliştirme gibi spesifik bir alanda tecrübe biriktirdim. Büyük firmalara hizmet sunan ve mimari projeler geliştiren ekipler kurdum ve bunları yöneterek bu alanda uzmanlaştım.

İVA’nın ortaya çıkışına dair ne dersiniz?

Genç, dinamik ve yenilikçi bir ekibi bir araya getirerek bu alanda çok kısa sürede Türkiye’nin en önemli gayrimenkul markalarına hizmet sunan, ayrıcalıklı bir partner olma konumuna eriştik. Bu sahada bir çok köklü ofisle işbirliği yaptık ve Türkiye’nin en büyük iş hacmine sahip en önemli mimarlık ofislerinden biri haline geldik. Projelendirme ve geliştirme konusu inşaatın temel yapı taşıdır, biliyorsunuz. Bu alanda kısa sürede çok başarılı işler çıkarınca bir üst aşamaya geçip kendi projelerimizi geliştirmeye karar verdik ve 2013 yılında İva’yı kurduk.

İva’nın müşteri profili ve satış stratejisine dair neler söyleyebilirsiniz?

İva bugün eş zamanlı olarak İstanbul’un en gözde bölgelerinde farklı projeler lanse etmiş ve oldukça önemli bir satış başarısı yakalamış durumda. Kısa bir süre önce Kağıthane ve Gültepe’de lanse edilen İva Flats ve İva Suites’in satışı tamamlandı. Geçtiğimiz hafta ön satışına başladığımız Finans merkezinin yanı başında bulunan karma yaşam projesi İva Caspian Modern Ümraniye ise kısa sürede büyük ilgi gördü.

İva’nın Anadolu yakasının en nezih semti Acıbadem’de lanse ettiği “Yeni Acıbadem” ise markamıza yeni bir boyut katarak müşteri profilimizi daha da çeşitlendirdi. Genç ve dinamik ekibi ile hızlı büyümesini sürdüren İva; Bahçelievler ve Kağıthane’de 2 yeni projenin de lansmanı için şu an yoğun bir çalışma içerisinde. Bu başarıyı, genç bir nüfusa ulaşmak isteyen ve kent merkezlerine ilgi duyan yatırımcılara hitap eden erişilebilir fiyatlarımıza borçluyuz.

İva sektör içinde kendini nerede görüyor?

Türkiye’de onlarca konut markası, yüzlerce gayrimenkul projesi var. İva hem onlardan biri, hem de onlardan ayrışıyor. İva’yı diğerlerinden ayrıştıran en önemli özelliği kentin merkezi ve değerlenen lokasyonlarında yeni bir hayata başlamak isteyen herkese, özellikle gençlere ve kadınlara, doğru ve kaliteli tasarlanmış yaşam alanlarını erişebilir fiyatlarla sunmak.

Ev sahibi olmayı uzak bir düş olmaktan çıkararak ulaşılabilir hale getirmek. Biz de herkes gibi konut üretiyoruz ama bunu yaparken konutun çok ötesinde kaliteli, konforlu ve güvenli yaşam alanları tasarlamaya çabalıyoruz. Kendine ait ilk yaşam alanına kavuşmak isteyen ve ailesinden özgürleşerek yeni hayatlar peşinde koşan genç nüfusun hayallerini gerçeğe çevirirken, yüksek getiri arayan yatırımcılar için en ideal kazanç denklemini kurmak istiyoruz.

İva’yı anlatan kilit kelimeler nelerdir?

Kent merkezinde güvenlikli yaşam, erişilebilir fiyatlar, sınıflar-arası ve kültürler-arası hayat tarzını önemseyen kültürlü ve stil sahibi genç nüfus; çizgi dışı sosyal mekanlar, dört duvar kapalı site konsepti yerine her noktası açık, kent hayatıyla barışık ve etkileşim içinde, pratik ve geçişken alanlar…

Sektördeki marka konumlandırmanızı biraz daha açabilir misiniz?

Türkiye dünyanın en genç nüfuslarından biri. Bugün ülkemizde 35 yaş altı 30 milyondan fazla kişi yaşıyor. Türkiye’nin geleceği olan gençlerimizin en büyük hayallerinden biri günün birinde ev sahibi olmak ve bağımsız ve müstakil hayatlar kurmak. 500, 600 hatta 750 bin TL’den başlayan fiyatlarla nüfusun yarısını teşkil eden genç nüfusun ev sahibi olması ise nerdeyse imkansız. Bütün ömrünü de verse bile belki de hiç bir zaman ev sahibi olamayacak, ev sahibi olsa bile ömür boyunca borç yükünün altından kalkamayacak.

Bu beyaz yakalı hareketli genç nüfus, merkezi yerlerde uygun fiyata ev sahibi olmak ve böylece sırtında taşıyacağı ağır bir yük almadan hayata hafif ve güzel başlamak istiyor. Belirsiz ve müphem bir geleceğe değil, bugüne yatırım yaparak güzel ve kaliteli yaşamak istiyor. Onların bu beklentisini biz İva olarak erişilebilir fiyatlarla gerçekleştiriyoruz. Modern tasarım ve kaliteli üretim ilkesini doğru fiyatla buluşturuyoruz. Bu duruşumuzla sektörde eşsiz bir konuma sahibiz diyebilirim. İşte bu nedenle -özelikle genç- yatırımcıların ilgi odağıyız.

Biraz da tasarım anlayışınızdan söz eder misiniz?

Gayrimenkul ve inşaat sektörü sermaye birikiminin, yatırımın, ve kalkınmanın yegane mekanizması olarak beliriyor. Bizde şimdilik sadece bu sektörde faaliyet gösteren ve hızla büyüyen bir firmayız. Fakat bunu yaparken, biz bu piyasada markalaşma ve imaj üzerinden bir pazarlama tekniğinden çok kamusal faydayı gözeten, sosyal sorumluluk alan ve işlevsel olduğu kadar modern kent estetiğinden feyz alarak piyasada konumlanıyoruz. İstanbul’da tek tüze olan konut üretiminin klişe imajlar ve söylemler üzerinden işleyen pazarlama teknikleri ile yaratılan sahte farklılıklar yerine, modern kent hayatıyla barışık ve kentin mimari dokusuyla uyumlu, işlevsel ve herkes için erişebilir yaşam alanları üretmek bizim temel derdimiz. Konuta dair yerleşik kalıpları ve normları kırarak, yenilikçi olduğu kadar kaliteli ve konforlu sosyal mekanlar üretmeyi topluma karşı bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Toplumsal faydaya neden bu kadar vurgu yapıyorsunuz?

Bildiğiniz gibi son yirmi yılda şehrin orta yerinde dışarıya kapatılmış, istinat duvarlarıyla çevrilmiş siteler ve rezidanslar yükseliyor. Bu süreçte bir kısım insan zenginleşiyor; önemli bir kent nüfusu da kentin çeperlerine itilerek kentin nimetlerinden mahrum kalıyor. Bu durumdan birçok insan gibi bizde biraz rahatsızız. Biz tasarımda “Kent Hakkı”na inanan ve bunun için kendini sorumlu hisseden bir yerde kendimizi görüyoruz. Kent hakkı, sadece imkan sahibi seçkin grupların değil, bir kentte yaşayan herkesin, özellikle gençlerin ve kadınların kentin nimetlerine erişebilmesi demek, kentin sosyal ve kültürel faaliyetlerinden faydalanabilmesi demek; kamusal alanlarda birlikte var olabilmek, birlikte görünebilmek ve hayata karışabilmek demek.

Başka bir ifadeyle, bir kenti kent yapan temel özellik, sınıflar-arası ve kültürler-arası birlikteliği ve diyaloğu mümkün kılan müşterek mekanların varlığıdır. Biz bu geçişken müşterek alanları en iyi şekilde tasarlayan; bunu yaparken müşterisine en iyi ürünü uygun fiyatla sunabilen, yatırımcısına da kazandırabilen nadir markalardan biriyiz.

Modern kent hayatından kopmamak ne demek?

İnşa ettiğimiz yaşam alanlarını tercih eden insanların modern kent hayatından kopmaması İva’nın temel motivasyonu. Yaşam tarzlarına, gelir gruplarına ve kimliklere bölünmüş gettolar ve izole köyler değil, kentin en merkezi mekanlarında kozmopolit hayat ile barışık, kent hayatından sert ve kalın sınırlarla ayrışan değil, onlarla iç içe ve geçirgen bir hayat öneriyoruz.
Hayattan kopmayan, aksine bu hayatın vazgeçilmez harmonik parçaları olabilecek projeler üretiyoruz.

İnsanların inşa ettiğiniz mekanlarla bağ kurmasını arzu ediyorsunuz, doğru mu anlıyoruz?

Biliyorsunuz, insanların yaşadıkları mekânla ve kentin geneliyle kurdukları ilişkiler çok önemli. Kurduğumuz yeni yaşam alanlarının geçici, kimliksiz ve kişiliksiz mesken alanlarına dönüşmesini arzu etmiyoruz. Yaşadığı mekanı sahiplenmeyen, burada kendisini misafir gibi gören bir topluluktan ziyade, bu yeni mekanlarla organik ve duygusal bir aidiyet bağı kurabilen bir toplumsallığın hayat bulması için çaba sarf ediyoruz. Tasarladığımız yeni yaşam alanlarında yaşayacak onların bu yeni mekânla bir ilişki kurabilmesinin yaşamsal altyapısını kuruyoruz.

Özel ve müşterek alanların harmonik kompozisyonu:

Sadece evin içini değil, aynı zamanda dışını, sokağı ve meydanı da tasarlamak durumdayız. Evin içini, sokağı ve açık ve kapalı müşterek alanları tasarlarken kadın perspektifine ve onların gündelik deneyimine özel önem veriyor bu mekanları buna göre tasarlıyoruz. Çünkü bu yaşama alanlarında kadınlar (ve çocuklar) erkeklerden çok daha fazla zaman harcıyorlar.

Bu anlamda hem müşterekliğe ve de hem mahremliğe alan açan açık ve kapalı mekanlar tasarlıyoruz. Mahrem ile müşterek olanı birleşimi yeni yapılar, yeni mekanlar tasarlıyoruz. İnsanları kapalı yerlere kapatmaktan ziyade, kapandıkları yerlerden çıkmasını sağlayacak, güvenli ve spontane iletişimde bulunabileceği ortak mekanlar dizayn ediyoruz.

Yani ayrıştırıcı değil, birleştirici müşterek mekan üretimi bizim temel felsefemiz. Bunun için, şehrin giderek kendi içine kapanan alt- gruplardan oluşmasını önüne geçecek farklı alternatif projeler öneriyoruz. Bugün Amerika’da veya Avrupa’da kente yaşamına dair bu alternatif perspektifin trendi gittikçe yükseliyor. Biz de bu perspektiften beslenen alternatif projelere gelecek projelerimizde çok daha fazla alan açarak ülkemizdeki inşaat piyasasına farklı bir yön vermek istiyoruz. Bunun için kendi alanlarında tanınmış tasarımcılar, mimarlar ve sosyologlarla ortak çalışmalar yürütüyoruz.