HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın ‘sokak çağrısı’na siyasilerden sert yanıt

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın milletvekillerinin tutuklanmalarına karşı halka ‘sokağa çıkma çağrısı’ yapmasını diğer siyasiler sert bir dille eleştirdi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın halkı bulunduğu yerde sokağa çıkmaya ve direnmeye davet etmesi AK Parti, CHP ve MHP’li siyasiler tarafından sert bir dille eleştirildi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın halkı sokağa çıkmaya davet etmesini şu şekilde değerlendirdi:

" Milletvekillerinin yeri, parmaklıkların arası değil, Meclis'tir. Ancak siyasetin daha tükenmediği noktada, bu tip çağrılar gerginlik ve kutuplaşmayı artırıyor. Henüz ortada bir şey yokken, sokağa çağırma, içinde bulunduğumuz durum da düşünüldüğünde son derece tehlikeli."

CHP'li Özel, Demirtaş'ın, "Milletvekillerimize dönük tutuklama niyetleri var. Bunu yaparlarsa talimat, çağrı beklemeden herkes bulunduğu yerde sokağa çıkmalı, geri adım atmadan sonuna kadar direnmeli." şeklinde açıklamalarını değerlendirdi.

Bu durumun dünyada kabul görmeyen bir şey olduğunu ifade eden Özel,

"Bir milletvekilinin zorla götürülmesi, gözaltına alınması, tutuklanması, demokrasimizi yüzyıl geriye götürür. Görevi başında milletvekillerinin zorla götürülmesiyle ilgili süreç, bize 1990'ları hatırlatır. Meclis'ten milletvekillerinin başına bastırılarak arabalara bindirildiği, götürüldüğü bir süreç. O, Türkiye'nin iç barışına, demokrasisine bir katkı sağlamamıştı. Halen daha toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir yara, demokrasimizde zaman zaman hatırlandığında tetiklenebilecek bir fay kırığı olarak da ortada duruyor. " şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

"Tüm Meclis'e getirilmiş kabul edilmelidir"

Milletvekillerin zorla ifadeye götürülmesinin Türkiye demokrasisi açısında tehlike oluşturduğunu ifade eden CHP Grup Başkanvekili Özel, AK Parti’ye çağrıda bulunarak, böyle bir ihtimal söz konusuysa meclisin bu duruma karşı gerekli düzenlemeleri yapması gerektiğini savundu.

Tüm milletvekillerinin eşit oyla seçildiğini, gelen hiçbir milletvekilinin diğerine üstünlüğünün olmadığını hatırlatan Özel,

"Bir milletvekilinin özgürlüğüne getirilmeye çalışılan kısıtlama, tüm Meclis'e getirilmiş kabul edilmelidir. O milletvekilinin seçim bölgesine ve ona oy veren seçmenlere karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır." dedi.

"Sokağa çağırma son derece tehlikeli"

"Milletvekillerinin gözaltına alınması, tutuklanması ihtimali üzerinden konuşurken, toplumda bir kutuplaşma, bir fay kırığı yaratabileceğini söylemiştim. Demirtaş'ın ifadeleri ona işaret ediyor. Ama sonuçta iki yanlış bir doğru etmiyor." diyen Özel, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Toplumların direnme hakkı vardır. Ama özellikle siyasi gerginliklerde, hele hele daha gerçekleşmemiş, gerçekleşmesi olasılığına karşı siyasetin daha tükenmediği noktada, bu tip çağrılar gerginlik ve kutuplaşmayı artırıyor. Siyaseten genel değerlendirme olarak tutuklanma meselesini tamamen yanlış buluyoruz. Ama buna karşı da henüz ortada bir şey yokken, sokağa çağırma, içinde bulunduğumuz durum da düşünüldüğünde son derece tehlikeli. Onun yerine kimseyi bu konuda sokağa çağırmayalım. Sonuna kadar demokrasiyi, Meclis'i zorlamak lazım."

"Milletimizin darbecilere karşı verdiği mücadeleyi anlamasını beklemiyoruz"

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da Demirtaş’ın sokağa çağırma davetiyle ilgili yaptığı açıklamada dokunulmazlıkların kaldırılmasını en fazla isteyen ve bunu gündem yapan partinin HDP olduğunu belirterek, Meclis'e girdikleri günün ertesinde TBMM Başkanlığına başvurarak dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istediklerinisöyledi.

"Ama ne zaman ki iş ciddiye bindi, bu kez geri adım attılar." diyen Turan, herkesin hukuka saygı duyup, yargıya yardımcı olması gerektiğini savundu.

HDP'lilerin yargıya gidip ifade vermesi gereğine işaret eden Turan, şöyle konuştu:

"Eğer terörle ilgili bir suç söz konusuysa ve tutuklama gerekçesi varsa yargı bundan kaçınamaz ve bunu yerine getirir. Kimseye hukuki bir ayrıcalık tanınamaz. Keşke HDP, siyasi bir parti olma sorumluluğunu yerine getirip sivil olabilseydi. Ancak ne yazık ki HDP, Kandil vesayetini kabul ederek terörün gönüllü sözcüsü oldu.

HDP’nin Eş Başkanı açık açık 'sırtımızı PYD’ye, YPG’ye yaslıyoruz' dedi. Kısa bir süre önce de Demirtaş, PKK’yı terör örgütü olarak değerlendirmediklerini söyledi. 15 Temmuz ile ilgili Demirtaş’ın yaptığı kıyas, en hafif deyimle hadsizliktir. Birinde millet, milli egemenliği gasbetmeye çalışanlara karşı destansı bir mücadele vermiştir. Diğerinde ise egemenliğin bir unsuru olan yargıya karşı bir direniş söz konusu. Seçmenlerin iradesini Kandil’deki teröristlere teslim eden birinin, milletimizin darbecilere karşı verdiği mücadeleyi anlamasını zaten beklemiyoruz. Bütün ikazlara rağmen Kandil’le ilişkisini bitirmeyen bu partiye esas cezayı da yargı değil, bu millet verecektir. "

"15 Temmuz zihniyetinin devamı..."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Demirtaş’ın açıklamalarının son derece yanlış olduğunu belirterek sert eleştirilerde bulundu:

"Bu açıklama tamamen, haince bir kışkırtıcılık. Çağrı 6-7 Ekim olaylarını hatırlatan bir beyanat."

Akçay, "Bu açıklama, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan darbeci zihniyetle ele ele, kol kola olduklarını gösteriyor, onun bir devamı niteliğinde görmek mümkün." ifadelerini kullandı.
AA