Adalet Mitingi 1,5 milyon kişinin katılımıyla gerçekleşti

CHP'nin Adalet Yürüyüşü bugün Maltepe'deki mitingle noktalandı, 1 buçuk milyon kişiye hitap eden Kılıçdaroğlu, "9 Temmuz yeni bir adım, yeni bir doğuş" dedi.

CHP'nin Adalet Yürüyüşü bugün Maltepe'deki mitingle noktalandı. CHP lideri Kılıçdaroğlu yürüyüşün son 1 kilometresini tek başına yürüdü. Miting alanına gelen Kılıçdaroğlu, konuşma yaptı. "9 Temmuz yeni bir adım, yeni bir doğuş" diyen Kılıçdaroğlu, 10 maddelik manifesto açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT TIR’ları soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından Ankara’dan İstanbul’a “Adalet Yürüyüşü” başlattı.

Kılıçdaroğlu, 420 kilometrelik uzun yürüyüşünü bugün Maltepe Sahili’nde düzenlenen mitingle sonlandırdı.

"9 TEMMUZ YENİ BİR ADIM, YENİ BİR DOĞUŞTUR"

Maltepe'deki miting alanına gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir saatlik bir konuşma yaptı.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyleydi;

Aziz vatandaşlarım, benimle birlikte 450 km’yi kat eden sevgili arkadaşlarım. Sevgili adalet arayışcıları. Maltepe meydanından bütün Türkiye’ye gönül dolusu muhabbetler gönderiyoruz.

Yol boyunca bizi yüreklendiren Ankara, Kahramankazan, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Kaynaşlı, Düzce, Hendek, Adapazarı, İzmit, Derince, Körfez, Tavşancıl, Gebze ve İstanbul'a yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.

"VEYSEL AMCA'YA TEŞEKKÜRLERİMİ GÖNDERİYORUM"

Bize sofrasını açan, ayranını ikram eden, çayını ikram eden, yemek gönderen, topladığı kır çiçeklerini sevgiyle bize veren, hayır dualarım sizinledir diye annelere, babalara, dedelere şükran borçluyum. Buradan onlara teşekkürlerimi gönderiyorum. Yol boyunca büyük bir kısmını birlikte yürüdüğümüz Harp Okulu’ndayken tutuklanan oğlu için yürüyen Veysel Amca’ya da teşekkürlerimi gönderiyorum. Ve tabii ki yolda gelirken bizi protesto eden sevgili vatandaşlarımız da vardır. Kemal Kılıçdaroğlu herkese saygılıdır. Onlara da teşekkür ediyorum.

"BU YÜRÜYÜŞ BİZİM İLK ADIMIMIZDIR"

15 Haziran 2017’de sabah saatlerinde Ankara Güvenpark’ta başladığımız yürüyüşü Maltepe’de noktaladık ama kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin. Bu yürüyüş bizim ilk adımımızdır. 9 Temmuz yeni bir adım, yeni bir doğuştur.

Yolda gelirken bizi protesto eden vatandaşlarımız da vardı, protesto eden yurttaşlarıma da şükranlarımı gönderiyorum.

Bir teşekkürüm de güvenlik güçlerimize, bütün güvenlik güçleri bizim sağlıklı bir şekilde toplanmamız için olağanüstü çaba harcadılar. Halkın polisine, jandarmasına selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Hiç kimse unutmasın, biz yürürken, taşkınlık yapacağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl eylemini yaptık. Hiçbir yurttaşımızın burnu dahi kanamadı. Benimle beraber yürüyen adalete susamış 80 milyona yine şükranlarımı sunuyorum.

"NEDEN YÜRÜDÜK"

Neden yürüdük? Olmayan adalet için yürüdük. Mazlumların hakkı için yürüdük. Tutuklu gazeteciler için yürüdük. Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük.

Tek adam rejimine karşı olduğumuz için yürüdük. FETÖ, IŞİD ve PKK teörörüne karşı yürüdük.

Onursuz bir anlaşmayla Mavi Marmara şehitlerinin hakları elinden alındığı için yürüdük. Açlık grevindeki Nuriye ve Semih için yürüdük. Can ve mal kaybı korkusu olan iş dünyası için yürüdük. 249 şehidimiz için yürüdük. Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılamaz. Ayrım yapıldı, ikilik yaratıldı.

Gerçek darbeciler yargılansın diye yürüdük. Hapisteki er ve erbaşlar için yürüdük. Bu ülkeye adalet getirmek için yürüdük.

Zulme karşı durmak bizim namus borcumuzdur. Adalet bütün inançların temelidir.

Herkesin inancına, kimliğine saygılıyız.

"NİÇİN ADALET"

9 Temmuz yeniden doğuşun tarihidir. Niçin adalet? Farklılıklarımızla yaşamak için, huzur içinde yaşamak için, Türkiye'nin saygın bir konumu olması için adalet. Adalet mülkün temelidir. Konfüçyus, "Adalet bir kutup yıldızı gibidir, yerinde sabit durur ama bütün kainat etrafında döner" der. Kainatın da bir adaleti vardır. Dünyanın bütün nehirleri, adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez. Bu meydan ve bu meydanın dışında, adalete susamışlara muhabbetlerimi gönderiyorum.

Peygamberimiz, 1 gün adaletle hükmetmek 70 yıl nafile ibadetten hayırlıdır der. Bütün peygamberler adalet için mücadele etmiştirler. Önce adalet; "Hak, hukuk, adalet" diyoruz.

Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti de getireceğiz.

Darbeyi önlemek için sokak güzel, adaleti getirmek için kötü. Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti de getireceğiz. 2 tane 15 Temmuz var. Bir halkın 15 Temmuz'u, 2 sarayın 15 Temmuz'u. Halkın 15 Temmuz'unda halk sokaklara indi. Biz buna halkın 15 Temmuz'u diyoruz. Bu bizim onurumuz, gururumuzdur. Bir de sarayın 15 Temmuz'u var. 20 Temmuz'da KHK yetkisi ile TBMM'yi devre dışı bırakarak sivil darbenin yolunu açan 15 Temmuz'dur. Sonuna kadar direneceğiz. Sarayın 15 Temmuz'una sonuna kadar direneceğiz.Adaleti bu ülkeye getireceğiz. Adaleti bu ülkeye getirceğiz.

Saraydaki diyor ki, "Yıl sonuna kadar ciddi manada mahkumiyet kararları gelecektir" diye düşünüyorum. Yani "kimin ne kadar ceza alacağını ben belirliyorum, talimat veriyorum" diyor. Beyefendi Ergenekon davalarının da savcısıydı, şimdi yeni duruşmaların hakimi oldu. Senin adaletin bizi yıldıramaz, senin cezaların bizi yıldıramaz. Kim olursan ol, adaleti bu ülkeye getireceğiz.

"YAŞADIĞIMIZ DÖNEM BİR DİKTA DÖNEMİDİR"

Hatırlarsanız, 1971 ve 1980 darbelerinden sonra sıkı yönetim mahkemeleri kurulmuştu ama savcı, hakim karar verirken en azından delillere bakarak karar veriyordu. Ergenekon, Balyoz'da ise sahte delillerle karar verilmeye başlandı. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra dosyada delil varmış yokmuş hiç önemli değil. Hakim gözünü dikmiş saraya. Dosyada delil var mı, yok mu buna bakmıyor. Delilsiz ceza verme dönemi başlamıştır 20 Temmuz sivil darbesinden sonra. Bunu her yerde anlatmak tüm Türkiye'nin görevidir. Yaşadığımız dönem bir dikta dönemidir. Savcıların elinden darbe soruşturmaları alındı. Hakim kimsenin önünde cübbesini iliklemez.

Darbe girişimini üzerine örtenler darbecidir. AYM hakimlerine sesleniyorum "Korkmayın"

Baktılar ki yürüyor bu adam. Evet yürüdüm, çocuklarımız, torunlarımız için yürüdüm. 80 milyon için yürüdüm. Hiçbir ayrım yapmadım. Bu yürüyüşle ne kazandık? Önce toplum olarak korku dönemini çıkarıp çöp sepetine attık. Biz cesur insanlarız. Siz de korkuya teslim olmayın diye. Yalnız olmadığımızı gördük, tüm Türkiye ve dünyaya duyurduk. Artık hepimiz umutluyuz, Türkiye'nin geleceği konusunda umutluyuz. Ben umutluysam yanımdaki arkadaşım da umutludur. Maltepe umutluysa İstanbul umutludur. İstanbul umutluysa Ankara umutludur. Ankara umutluysa Hakkari umutludur. Tarihin en önemli destanlarından birini yazdık.

OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin istiyoruz. Adliyeye camiye siyaset girmesin, yargı tarafsız ve bağımsız kılınsın. Hapiste gazetecileri olmayan bir ülke istiyoruz. Üniversiteleri susan değil konuşan bir ülke istiyoruz. FETÖ ile mücadeleyi göstermelik değil, siyasi ayağının ortaya çıkartılmasını istiyoruz. TBMM’yi gasp edilen yetkilerinin iade eilmesini istiyoruz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesini istiyoruz. Toplumsal barışı bozan antidemokratik uygulamalar kaldırılsın istiyoruz. Bu cennet ülkeyi cennet gibi yapmak bizim görevimiz değil mi? Niye bunu yapmıyoruz. Bu cennet gibi ülkeyi kimse cehenneme döndüremez. Biz sadece ve sadece adalet istiyoruz.

"MALTEPE ADALET ÇAĞRISI" METNİ

Adalete susamış kardeşlerim, buraya gelirken, bir çağrı metni hazırladım. Bu metni okuyacağım;

Biz, yani biz, 15 Haziran'dan bu yana yürüyen on binler, bugün Maltepe'de bir araya gelen milyonlar olarak sesleniyoruz.

Sadece ve sadece adalet istiyoruz. Sadece bizleri destekleyenler için değil herkes için istiyoruz.

Biz 25 gündür hep birlikte haykırdığımız, hak, hukuk, adalet talebimizin çok geç olmadan karşılanmasını istiyoruz.

Siyasete barışçıllığın hakim olmasını istiyoruz.

Adalet hakkımızdır, hakkımızı istiyoruz.

Günümüz Türkiye'sinde mülkün temeli sarsılmalıdır.

Bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye'nin içine sokulduğu duruma dair tespitlerimize ilişkin çağrımız;

1- 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

2- İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.

3- Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suç” gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.

4- Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta “sivil ölüme” terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.

5- 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

6- 150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

7- OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir “mühürsüz seçimdir.” Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.

8- Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.

9- Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.

10- Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.

Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılana kadar durmayacağız. Adalet yürüyüşümüzdeki bu son gün, yeni bir başlangıçtır. Türkiye için, bayrağımız, ülkümüz, torunlarımız için yürüyoruz, yürüyeceğiz.

Ülkemiz için yeniden doğuyoruz.

Şimdi kulakları sağır olan biri ve dünyaya sesleniyorum, adaletsizliği, zulme isyan ediyoruz. Karşı çıkacağız. İnancımız diyor ki, zulmün önünde susan dilsiz şeytandır. Bu ülke şeytan olmayacak. Huzur, barış istiyorum.

KILIÇDAROĞLU 3 KM YÜRÜDÜ

Yürüyüşünün 25. günününde Dragos’ta mola veren Kemal Kılıçdaroğlu, saat 16.30’da Maltepe’ye doğru yola çıktı.

Kılıçdaroğlu'na milletvekilleri, parti yöneticileri ve çok sayıda gazeteci eşlik etti.

İki kilometre daha yürüyen Kılıçdaroğlu, son 1 kilometreyi ise yalnız yürüdü.

Elinde "Adalet" yazılı pankart taşıyan Kılıçdaroğlu son 150 metreyi miting standında yürüyerek kürsüye çıktı..

Miting için çeşitli şehirlerden ve İstanbul'un ilçelerinden Maltepe Etkinlik Alanı’na gelen katılımcılar için iki ayrı güvenlik noktası oluşturuldu.

X-Ray cihazlarından aranarak içeri alınan vatandaşların, “adalet” yazan pankart, Türk bayrağı ve Atatürk posterleri dışında hiçbir pankart, bayrak ve döviz taşımasına izin verilmiyor.

Meydanda vatandaşlar ellerinde Türk bayrağı, üzerinde "adalet" yazılı döviz ve bayraklar taşırken; "Hak, hukuk, adalet" şeklinde sloganlar atıyor. Sahneden müzik yayını da yapıldı.

Bu arada, etkinlik alanındaki meydana 80 metre genişliğinde 20 metre derinliğinde, üzerinde 2 dev led ekran ile "adalet" yazılı bir sahne kuruldu. Sahnenin iki yanında Türk bayrağı ile Atatürk posteri konuldu.

Meydanın muhtelif noktalarında 6 dev led ekran ile 6 ses sistemi yer aldı.

Etkinlik alanının etrafında ise dev Türk bayrakları, Atatürk posterleri, üzerinde "adalet" yazılı dev posterler ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun posterleri asılırken; alanın içerisinde de üzerinde "adalet", "hak, hukuk, adalet" yazılı ve Türk bayraklı uçan balonlar bulundu.

Alanın en hızlı ulaşılabilir noktalarında ambulanslar bekletildi. Ayrıca 3 ayrı noktada seyyar tuvaletler yer aldı.

Alanda iki bebek bakım çadırı ve yaşlı ya da hastaların dinlenebilmesi için de çadırlar kuruldu.

Su taşıyan soğuk hava depolu 10 TIR da alanın çevresinde hazır bulundu.

Basın mensupları, mitingi sahnenin sağ tarafında kendileri için kurulan iki ayrı tribünden takip etti.

Yaklaşık 15 bin polisin görev yaptığı mitingde, TOMA ve akrep gibi zırhlı araçlar da hazır bulundu.

Polis helikopteri sürekli olarak alanın üzerinde tur atarken, polis köpekleri de bomba araması yaptı.

Ayrıca emniyet personelinin yanı sıra, görevli partililer de alanda güvenliğin sağlanmasına ve organizasyona destek verdi.

Bu arada, bölgeye gelen İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, incelemelerde bulundu.

Miting nedeniyle Pendik Sahil yolu İDO önü kavşaktan Maltepe sahil Büyükyalı Köprüsüne kadar olan Kuzey ve Güney yollar ile bu yola çıkan bağlantı yollarının tamamı trafiğe kapatıldı.

TEM otoyolu, E-5 Karayolu ve minibüs yolları alternatif olarak kullanılıyor.
Öte yandan, alan içinde yapımına dün başlanan uzun tutukluk süreçleri, sağlık sorunları olup da cezaevlerinden tahliye edilmeyenlerle ilgili dev dilekçe "İlgili makama" şeklinde yazıldı.

Dilekçenin yanında ise adaleti simgeleyen Themis Heykeli"nin resmi yer alıyor.
Dev dilekçede şu ifadeler yer alıyor: "Pek çok devlet memuru, gazeteci ve akademisyenin yaygın ve muğlak kanıtlara dayalı tutuklanmaları, gereğinden uzun yargı süreçlerine maruz kalmaları ve açlık grevi, insanlara bile reva görülen vicdan yaralayıcı insani değerlerden uzak uygulamalar derhal son bulmalı. Yargının bağımısızlığına, siyasi erklerin iyi niyetlerine, adaletin tecelli ve tesis edeceğine inanmak için OHAL'in bitirilmesini, KHK sürecinin sonlandırılmasını, haksız ve hukuksuz yargı kararlarının derhal gözden geçirilmesini ve sağlık sorunları yaşayan tutukluların durumlarının iyileştirilmesini toplum vicdanı adına talep ediyoruz."
Dilekçenin altında Türkiye haritası ve "Türkiyeyiz" yazısı yer aldı.

Kaynak: NTV